Menü

24 Aralık 2013 Salı

Muffin Tarifi^^

                                   Yumyumuşak kekleeeer(:
İşte malzemeler:
^^8 yemek kaşığı tepeleme un
^^1 su bardağı toz şeker
^^2 yumurta
^^1 paket kabartma tozu
^^1 paket vanilya
^^1 çay bardağı sıvı yağ
^^1 su bardağı yoğurt
^^Muffin kalıpları
veeeee..
içerisine ne katmak isterseniz serbestsiniz(: biz hindistan cevizi ve tarçın koyduk^.^
İşte bu güzellik çıktı ortaya 0:)

                       Hadi bizimle sen de dene^^



21 Aralık 2013 Cumartesi

Ay bi yaşıma daha girdim^^

     Bugün bir yaş daha aldım haneme. Büyüdüm yahut yaşlandım diyemiyorum. İçim çocuk dışım henüz büyümeye de yaşlanmaya da müsait deil. Biraz olduğum gibi kalmak istiyorum. Zaten 19'umdan bu yana ilerlemek istemedim. 19 yaşların en güzeliydi. Ne 18'in toyluğu ne 20'nin olgunluğu.. ikisinin arasında en güzeliydi. Bir gün büyümeye yahut yaşlanmaya karar verirsem 19 gibi güzel bir yaş seçeceğim kendime.
     Yeni bir yaş yeni yıla ise sayılı günler kala.. Beklentilerim, dileklerim oldukça fazla yeni yıldan. 2013 uğursuzlukların yılıydı sanki bir an önce bitmesini istiyorum. Yeni yıl ve yeni yaşımla güzel günlerin hayalini kuruyorum. Umuyorum ki 2014 güzelliklerin yılı olacak. Bu sebepledir ki bu doğum günümde bir mektup yazdım kendime. Bu fikri Serrose'den aldım. O da yazarak kendini iyileştirenlerden.

16 Aralık 2013 Pazartesi

Dilimin bağı, Elimin bağı, Zihnimin bağı..

   
     Söylenmemiş üzerinde bir karış tozla bekleyen onlarca sözcük, neyin yorgunluğudur anlayamadığım ellerimdeki şu görünmez bağların engeli, zihnimin kaosu..
     En az öğrencilerim kadar engelim var bu hayatta, en az onlar kadar içindeyim hayatın ve dışındayım. Zihnimi çekmecelerimi düzenleyebildiğim gibi düzenlemek isterdim. Zira insan kendini düzenleyemeyince eşyalarını düzenliyormuş, kendimde bunu gördüm. Ya bu ellere ne demeli? Neyin yorgunluğu ki bu? Üniversitede bir hocam zihin belki unutur ama eller unutmaz demişti. Üniversitede binlerce sözcük aktı ellerimden binlerce sözcüğü hafızasına kaydetmesi gerekiyordu ellerimin. Neden unuttu? Dilimdeki bu bağla ne yapacağım? Zihnimdeki kaosa ayak uydurmuş bu dili ben ne yapayım? Sözcüklerim birer mitolojik yaratık gibi üstü insan bacakları at. Çoğu insan neyden bahsettiğimi anlamıyor bile.

10 Aralık 2013 Salı

İyi Olmak Üzerine..

     Nevrotik durumlarım, ara da bir yoklayan nevrozlarım.. Şimdi derdini açmak istesen birine bunlara sebep hep felsefe..
     Düşünebilmeyi ve iyi biri olma yolunda ilerlemeyi öğrettiği için borçluyum okuduğum bölüme ve bir elin parmaklarını geçmeyen kıymetli öğretmenlerime..
     Düşünmek.. Çoğu zaman yaptığım şu eylem.. Derin derin düşünmek, düşüncelerin içinden düşünceler üretmek.. Aristoteles'in söylediğine göre insan yaradılıştan iyidir. Ben de içimdeki iyiyi düşünüp onu hissetmeye çalışıyorum. Bazen iliklerime kadar sarıyor beni, bazen sonsuz bir boşluk.. Aristo insanların iyi olmalarında üç yol var diyor. 1.Tabiat(yaradılış, mizaç)
2.Âdet
3.Eğitim ve Öğretim.
İlk yolda biraz bocalasam da iyinin içimde bir yerlerde olduğunu biliyorum artık. Âdet'e gelince bu güne dek kazandığım davranışlarda bir kötülük olduğunu düşünmüyorum. Zira kimseye zarar vermedim. Eğitim ve öğretim bahsinde ise mezuniyet balomuzda bölümümüzün ahlak felsefesi hocası olan kıymetli hocam Hüseyin Aykut'un yaptığı konuşma baz alındığında evet bu bölüm ve bölümün hocaları bizlere iyi birer insan olabilmeyi öğrettiler.(Hüseyin Hocamın veda konuşmasını yazının sonuna ekleyeceğim)
     Aristo'nun saydığı yollar mı yetersiz yoksa ben kendimin farkında mı değilim bundan tam olarak emin olamıyorum. Zira bu şartlar altında iyi bir insan olmam gerekirdi ki

9 Aralık 2013 Pazartesi

Kiyomi Kiyomi^^

                                 Peki neymiş efendim bu Kiyomi?^^  Şuymuş:

     Sizlere orjinal klip yerine kendi klibimi çekmeyi uygun gördüm^^ Bu oyun, şarkı adına her ne diyorsanız o Güney Kore'de çok ünlü. Hatta Güney Kore'deki ünlülerin çoğundan, hayranları bu oyunu oynamasını istiyor. Gerçekten çok eğlenceli bir oyun. Bendeniz bu oyunla Kim Hyun Joong sayesinde tanıştım. Zira kendisi bu oyunu çok şirin oynuyor.

     Şarkıyı Hari isimli Güney Koreli bir kızcağız yazmış ve sözleri de çok şirin^^
Özellikle nakaratına bayıldığım şarkının Korecesi şöyle:

8 Aralık 2013 Pazar

Özel Çocukların Gösterisi^^

     Efendim bir kaç gün önce çocuklarıma yapılan haksızlık yüzünden ateş püskürüyor idim^^ Bu yazımda püskürdüklerimi nihayet geri toplayacağım. Ki bu en güzel tükürdüğünü yalamaktır, keşke hayatlarımızdaki eğriliklerin tümü böyle olsa.. "where is the adaleeet?" naraları kafamın içinde havai fişek gibi patlamaktan beni bunaltmıştı iyice. O cümlenin de neden yarısı İngilizce yarısı Türkçe ben de bilmiyorum. Hepsi sosyal medyanın suçu hakim bey, sübliminal sübliminal beynimize giriveriyor -.-

     Neyse konuyu çok dağıtmadan toplayayım^^ En nihayetinde çocuklarımın izleyemediği gösteri tekrar yapıldı ve çocuklar keyifle bu gösteriyi izleyebildi. Bunun için ziyadesiyle mutluyum. Çocuklar da çok mutlu^^ Zaten beni iyi yapan da onların mutlu oluşu..
   
     Dilerim en kötü günlerimiz hep böyle olur. İşte çocukların gösterilerinin derlemesi, iyi seyirler efendim^^

1 Aralık 2013 Pazar

Zihin Engelli Çocuklar Deli Değildir. Sevgi ve Sabırla Eğitilir.^^



   
6/A.. İlk öğrencilerim.. Bir ömür unutamayacağım çocuklarım..
     Öyle bir zamanda gelip girdiler ki hayatıma gerçekten bir ömür unutamam bu iyiliklerini. Sanırım birbirimize iyi geliyoruz. İlk zamanlar ben de çok mutsuzdum onlar da.. Şimdi daha iyiyiz, beraber gülüyoruz, dans ediyoruz, konuşuyoruz, şarkılar söylüyoruz. Hatta bazen down sendromlu kızım Rukiye gelip belime sarılıyor. Gözlerim doluyor o sevgiyi görünce.

28 Kasım 2013 Perşembe

Pedagojik Formasyon Çilemiz..

     Efendim bendeniz Büşra. Sakarya Üniversitesi Felsefe Bölümü 2013 Mezunlarındanım yada mağdurlarındanım mı demeliydim?

     Eğer siz de devlette kadrolu öğretmenlik yapabilmek için pedagojik formasyon eğitimi almak durumunda iseniz işte aynı frekansı yakaladık demektir.
     Evet bu eğitimi almak durumundayız fakat fena halde mağdur durumdayız. Aslına bakılırsa formasyon almakla yahut almamakla ilgilenmiyorum. Bölümü okurken ve mezun olduktan sonra dahi formasyon alayım gibi bir derdim olmadı. Yalnız Türkiye'de yaşamam için bir "şey" olmam gerekiyordu. Mecburi istikamet ve halihazırda bu uygulama vardı. Eh istemem yan cebime koy misali bekleyiş başladı. Bekliyordum fakat neyi beklediğimden tam olarak emin değildim. Emin olmamıza izin verilmiyordu zaten. Son dakika golünü yedik galiba. İlk olarak formasyon için Ales şartı getirildi, ona eyvallah. Şimdi de felsefe bölümüne formasyon kontenjanı açan okullar sadece 11 tane ve sosyoloji bölümüyle ortak kontenjana sahibiz. Yani şuanki serzenişimin sebebi şu ki;

26 Kasım 2013 Salı

İNCİR AĞACIMIN SONBAHAR HÜZNÜ~

İşte şimdi bahsetmek lazım geldi incir ağaçlarından. Onlar göğsünde de değildi beyninde de değil, onlar artık bakışımda dahi değil. İncir ağacımın sonbahar gözyaşlarıyla toprakla buluştu. Avuçlarımı açıp doğru yolda manalandırmam kâfi gelmedi. Yahut doğru olan yol buydu, Allahu alem.. Üzerine söylenecek söylenmiş sözlerden öte bir şey de kalmadı. Hoşçakal bile demeye gerek yok. Zira ölüm sessizce gelir. Ölüm geldiğinde de herkes susar.




Öğretmenler..



     Öğretmenlik gibi kutsiyet atfedilmiş bir mesleği icra ediyor olmak beni gururlandırıyor. Meslekte çok yeni olmama rağmen çocuklarla beraber bir şeyler yapıyor olmak onlara bir şeyler öğretmek ve bunu gözlerimle somut bir şekilde görebilmek beni hem mutlu hem de işe yarar hissettiriyor. Özellikle benim gibi, zihinsel engelli çocuklarla çalışan meslektaşlarım beni daha iyi anlayacaktır bu konuda.
     Velhasıl kelâm ilk öğretmenler günümü yaşadım^^ Bunun için ziyadesiyle mutluyum. Gerek bir öğrencimden aldığım hediyem ve gerekse üniversitede 4 yıl boyunca beraber olduğum dostum, ekürim Gamze'min gönderdiği bir sepet papatya (ki papatya benim en sevdiğim çiçektir.) ilk öğretmenler günü hediyelerim olup bende yeri daima farklı olacak manevi değeri yüksek hediyeler oldu. Bu duyguları yaşattığı için Tanrıya şükürler olsun^^
                                                                                   

20 Kasım 2013 Çarşamba

Eat Pray Made!

     ^^Eat: Ye. Yaşamak için ye, seni mutlu ediyorsa ye, hobi olsun diye ye,
     ^^Pray: Dua et. İster avuçlarını aç, ister gözlerini kapatıp yüreğinden iste, istersen yerlere kapaklan nasıl yapmak geliyorsa içinden,
     ^^Made: Yap! En önemlisi, başkaları ne düşünür ne der diye düşünmeden, her ne yapacaksan sadece kendin için yap.

    Ben artık çok sıkıldım insanların ne düşüneceğini düşünmekten, kendimi her konuda bir kabuğun içine hapsetmekten, düşüncelerimi özgürce ifade etmemekten(ettirilmemekten), an itibariyle kendimi özgür bırakıyorum. Belki toplumun meşru kabul ettiği şeylere uymayan ama benim doğrum olan birşeyler bulurum, belki tökezlerim, belki de düşerim.. Kim bilir? Bildiğim birşey varsa o da istediğim şeyleri almak için mücadele etmem gerektiği.
     Kendi kendine yetebilen güçlü bir kadın olana dek "fighting!"


Biz Türkler..

     Uzun uzadıya bir giriş yazısı yazmak, yazanın vaktinden çalar. Zira Türkler giriş yazısı, önsöz, kullanma kılavuzu vs okumaz. İlk okulda sınıf kitaplığındaki en resimli kitabı almak için yarışan bir milletiz ne de olsa^^